Sanatçı, bu çalışmasında; günlük maskemizin altındaki gölge yönlerimizin ortaya çıkışını vurgularken … Yok be şaka, çalışmamın tek amacı kaz ayakları ve göz torbalarımı görünmez kılmak:) Yine de eğer konsept diye yutturmak isteseydim nasıl anlatır; süslerdim okuyabilirsin. Sanatçı bu eserine “Ruhumun Devinimleri” adını vermiştir. -Öyle dümdüz ruhu kim ne yapsın? Devinimlisinden Devamı…

Seviyor sevmiyor diye geçmişte çok papatya yaprağı yoldum. Çoğunuz çocukluğunda yapmıştır elbette. Son yaprak seviyor çıkınca, ben de papatyayı severdim. O dakikadan sonra sanki suçlusu ben değilmişim gibi utanmadan yaprakları yolunmuş haline üzülürdüm. Öyle yaparız. Seviyor mu acaba diye hırpalar, koparır, parçalar tanınmaz hale getiririz. Sonra da artık var olmayan Devamı…

25-32 Yaş Arasındaki Holdingimize Hayat Arkadaşı aranıyor…… Reenkarnasyon olsa ve bir daha dünyaya gelecek olsam; ben de kurumsal bir hayat isteyeceğim. Reenkarne olacaksam en kurumsalından olacağım vesselam! “Kurumsal firmalara kiralıktır” ilanlarını görünce uzun uzun gülüyorum. “Yapılan tetkiklerde çay ocağındaki Recai Bey’in muhasebe departmanındaki Ayşe Hanım’a -ablacım- diye hitap ettiği ve Devamı…

“Kara kara dertler tutsun innnşaaaalllah, cehennemde yan” gibi klişe beddualardan, kurbağaya çeviren cadılar/büyücülerden sıkılan bir tek ben miyim? Kafanın kızdığını kurbağaya çevirmek ya da havada uçurup duvara çarpmak; sahip olduğun güce nankörlük değil mi? Bende öyle bir güç olsa kurbağadan daha yaratıcı olurdum sanırım. Cadılarla ilgili olanları sonraya saklayalım. Bugünlük Devamı…

Yazlık mefhumunu icat eden rahmetliye fatiha okumayı geçtim, kendisini sinkafsız bir cümleye özne bile yapmam. Bu yazlık işi; hüküm giymişsin de iyi halinden ötürü cezan mecburi kamu hizmetine çevrilmiş hissi veriyor bana. Neyin kafasıymış acaba? Kadın olmadığından eminim. Bak şimdi, çadır olsa zaten ufak mekan, şartlar belli diye sadece doğanın, Devamı…

Havalar ısınınca, sahillere havuzlara akın edenlere hayat kurtaran önerilerim olacak. Değil tabii…  Yine de yazdım işte. 1) Sevgili ıstakoz bünyeli arkadaşlar! Güneş kremi ‘MUSKA’ gibi birşey değil. Öyle posta pulu kadar sırtına-böğrüne sürünce tüm gün korumuyor. Sonra, koruyucu krem sürmüştüm, niye böyle ciğer gibi oldum deme. Bu ıstakoz grubu insan Devamı…

Hadi oynayalım biraz. 3 Dilek hakkı veren cin bizim karşımıza çıktı. Gerçekten çok fazla şeyi değiştirir miydik hayatımızda? Yoksa konformist yaklaşımla yine bildiğimiz yolda mı ilerlerdik. Sayın Kaptan’a hayattaki seçimlerimiz bizim seçimlerimiz mi konusunda paylaşımlara söz verdim. Kendisinin de katkıları olacak, beklentim yüksek:) İtirazlarını çatır çatır yazıp, beni ters köşeye düşüreceğini Devamı…

Lise yıllarını iskambil kartlarından kupa valesine aşk falı açarak harcamış bünyemle, şimdi otopark ararken “VALE” tabelası gördüğümde fena bozuluyorum. “Değnekçi” yaz. Hatta “deynekçi” yaz. Neden VALE? Gençliğimi boşa harcamışım.  Bu otopark işleri de ülkemin nadide bölgeleri arasından bazılarında meşhurmuş. İstanbul’un belli bir bölgesinde bir yerde otopark işi yapabilmen için nüfus Devamı…

Daha önce yazmıştım. Yine tekrarlamak istedim. Malum, sayımız artıyor ama belki geriye dönük yazılarımdan okumamış olduklarınız vardır (duymamış olayım! Evlerden ırak) diye geri dönüşüm yapayım istedim. Bence biz boşuna yanlış yerlere yatırım yapıyoruz ülke olarak. Ben çözdüm bile. Türk Dil Kurumu meseleye el atacak arkadaş. Vursun masaya yumruğu (alışığız biz Devamı…

Zamanında integral işaretini görüp, anlayıp, hatta çözebilen bu bünye şimdi “ < 3 ” ifadelerini görüp,- matematik ifadesi değilse ne ola ki acep- diye düşününce; anladım ki yaş geçmiş. Bilenler vardır, ama benim gibi bilmeyip utandığından soramayanlar için yazayım. ” < 3 ” “Kalp” demekmiş. Peh peh peh… Bir de kafanı Devamı…

İtiraf edelim, kaset sardığında kurşun kalemi sokup, karışan-sıkışan kısmı düzelttiğimizde aldığımız hazzı hiçbir yeni teknoloji vermiyor. Kalem döndükçe çıkan dırrrt gırrrt sesler; gam tasa ne varsa alır götürürdü. Uzay mekiğinde arıza olmuş, tüm dünya nefesini tutmuş seni izlerken, kahraman bünyenle çok hassas bir malzemede muazzam tamirat yapmışsın hissi verirdi. Benim Devamı…

Üniversitede önlükle girdiğimiz laboratuvar derslerimiz vardı. Yaptığımız alt tarafı büretten damla damla birtakım kimyasalları başka kimyasalların üstüne akıtıp, renk dönüşümü görünce alkış kıyamet kendimizi kutlamaktı. Ama o önlüğün havası ve büretin vanasına yaptığımız ince ayarın üzerimizdeki etkisi inanılmazdı. Ders arasında kantinde her birimiz önlüklerimizi çıkarmadan oturur, uzaklara dalar, havalara girer Devamı…