Lise yıllarını iskambil kartlarından kupa valesine aşk falı açarak harcamış bünyemle, şimdi otopark ararken “VALE” tabelası gördüğümde fena bozuluyorum. “Değnekçi” yaz. Hatta “deynekçi” yaz. Neden VALE? Gençliğimi boşa harcamışım.  Bu otopark işleri de ülkemin nadide bölgeleri arasından bazılarında meşhurmuş. İstanbul’un belli bir bölgesinde bir yerde otopark işi yapabilmen için nüfus Devamı…

Sevgililer günü münasebetiyle vıcık vıcık sevip sevilip koklaştınız mı? Aferin size. Ben yapamadım bu sene. O sebeple de burun kıvırıp aman canım ne gerek var diyen güruha katıldım. En önde “Sevene Her gün Sevgililer Günü, bu kapitalist sistem oyunlarına kanmayın” yazan pankartı taşıyarak Taksim’e kadar kortej eşliğinde yürüdüm. Yapmadım elbet:) Devamı…

Bugün de Yeşilçam olsun dedim sevgili okur. Çizgiden çıktım mı dersin? Çizgisi mi vardı ki sayfanın. Paşa gönlüm istedi; bugün de böyle olsun. Eğlenirsen ne ala. Bölüm 7 Çok Aşığız Doktur Bey, Aman Bize Bir Çare! Saat gecenin ikisi olmuştu ve artık Cumartesi’ydi. -Sabah kahvaltıyı ben hazırlıyorum o zaman Sen Devamı…

Çocukluğumdan hatırladığım bir film geldi aklıma. Kızıl Sonya. Orjinali Red Sonja da, Türk işi Sonya olarak devam edeceğim. Yaşıtlarım yani 25 lerinde olanlar hatırlar😊 Tamam işte 35 yaş üstünde anlaşalım, fazla da kurcalama. Sonyacık muhteşem kızıl saçlıdır, süper savaşçıdır. Klasik film işte. Hafif Yeşilçam havası da vardı. “Nereye böyle güzelim” Devamı…

Borsa tüyosu vereceğimi sanmadın umarım. Öğren artık. Lüzumlu bir damla bir şey yok burada. Borsa ne zaman tavan yapacak söyleyecek halim yok. Mevzuu gayet fiziksel, yüzeysel. Ekonomine de katkısı yok. Hafta sonu oğlum yeni başladığı spor kompleksini babasına gösterdi. Devasa mekan. Sevdiceğimin yorumu “bu mevkii de bu büyüklükte alan… vay Devamı…

Evettt…. Şimdi heyecanı her dem taze tutmaya dair lüzumsuz paylaşımlarda bulunacağım. Heyecanlıyım tabi. Klavye paslandı ne zamandır görüşemedik. İdare et beni bu yazıda ok mi? Gelelim tazelik mevzuuna… Kadın erkek ilişkileri geldi hemen aklına tabii. E o da var tabii ama dahası da var. Hayatın her anında hep ilk heyecan Devamı…

Resme ya da başlığa bakıp aldanma. Vallahi yemek tarifi vermeyeceğim. İki satır (vallahi kısa bu sefer) tavsiyede bulunup gideceğim. Ben Taş Fırın erkeğiyim, öyle zırt pırt seni seviyorum diyemem diyen erkeğe tavsiyem: Hatunlardan vazgeçip Lahmacuna yürüsün. Üremek istediğinde de minnak tatliş fındık lahmacunları olsun. Mevzuu taş fırınlıksa en güzel ürün Devamı…

Dertten tasadan değil, aşktan ölmek gerek. İçi titreye titreye, nefes nefese olanından bir ölüm yakışır sevdalıya. Sonu bilerek, görerek, tadına vararak, yüzünde hoş bir gülümsemeyle cennet kapısına varmak gerek. Gamdan, kederden değil; aşktan ölmek gerek. Üstünde sevda kokusu ile yastıktan başını alıp, sonsuzluğa varmak gerek. Hastalıktan değil sevdadan ölmek, Azrail’den Devamı…

Sabun köpüğü de lazım hayatta. Hep antiseptiklerle olmuyor. Şöyle hafif bir esinti gibi ya da yaz gecesi üstüne saten bir gecelik atmış gibi köpük de lazım. Ağırlık yapmayacak, basmayacak, germeyecek öyle köpük köpük senin içini kabartacak da; kirini pasını almak dışında bir şey istemeyecek. Rengi her daim beyaz kalacak sonra. Devamı…

Sayfa Kenarları muhteşemdir. Kıymetini bilin a dostlar. Sayfa kenarlarına kargacık burgacık not ettiğim satır kenarı notları her sınavda hayatımı kurtarmıştır. En olmadık şey çıkar da, gerekli olan o son 2 puanı alırsın ya. İşte onu çok yaşadım. Genelde yaptığım gibi metafor filan yapıyorum sanılmasın. Tam da manasıyla anlattım. Kitap kenarlarındaki Devamı…

Çok zor bir tekerleme olsam, söylemeyi başarabilen bir tek ‘SEN’in dudağında takılıp kalsam. Gören duyan beğeni ve hayretle baksa, ama ben hep o dudaklarda takılı kalsam. Şöyle uzun, her mısrada farklı ama birbiriyle kafiyeli, kulak okşayan türden bir tekerleme olduğum için hiç sıkılmasan, usanmasan. Her mısrada zorluğumun, benzer görünen farklılıklarımın Devamı…