Sevgililer günü münasebetiyle vıcık vıcık sevip sevilip koklaştınız mı? Aferin size. Ben yapamadım bu sene. O sebeple de burun kıvırıp aman canım ne gerek var diyen güruha katıldım. En önde “Sevene Her gün Sevgililer Günü, bu kapitalist sistem oyunlarına kanmayın” yazan pankartı taşıyarak Taksim’e kadar kortej eşliğinde yürüdüm. Yapmadım elbet:) Devamı…

“Bana yalan söylediğin için değil; sana artık inanmadığım için sarsıldım” demiş Nietzsche. Dur dur sıkılma. Vallahi Asmalı Konak edebiyatına bağlamayacağım. Az sabırlı ol. İki cümle özet geçip fabrika ayarlarıma dönüyorum. Öncelikle konuyu nereden devşirdiğimi; Türkçe meali “çaldığımı” anlatayım. Yazılarımı takip edip, nazik geri bildirimlerini de benden esirgemeyen sevgili Mert Arda Devamı…

Evet sevgili okur. Peki’yi yazdık. Sen bilirsin’i yazdık, Hiç’i yazdık. Ama bir önemli gizli manalı kelime daha var “Neyse”. Yine bu konuda gereksiz paylaşımlarda bulunacağım. Baştan söyleyeyim de hani okudum aydınlanmadım, gündemle ne ilgisi var, hayatın anlamını çözemedim serzenişinde bulunma sonra. Neyse… Laf bağlamaca, geçiştirme gibi düşünüyorsun değil mi bu Devamı…

Günümüz gelmiş hoş gelmiş. Korkma korkma:)  Günümüz derken PMS değil. Sinir, stres, ağrı ve  hormon baskısı değil demek istediğim. Bildiğin 8 Mart Kadınlar Günü yaklaşmış. Geçenlerde bir erkek arkadaş ne çok gününüz var dedi. Dişlerimi gıcırdattım. Sonra dedim empati yap kızım, düşün var mı acep. Saydı da saydı. Sevgililer günü, Devamı…

Aşkı hep çok sevdim. Sevmeyi çok sevdim, en çok da sevilmeyi. Ama en çok seni sevdim. İkisi bir arada kahve gibisin. Her şeye hazırlıklı olacak kadar güçlü ve ayık, sevişecek kadar yumuşacık ediyorsun ya kalbimi. Tıpkı ikisi bir arada kahve gibi. Aşkı, sevdayı, sevgiyi, filmdeki sevgilileri sevdim. Mesela yağmurda şemsiye Devamı…