Ispanak Lezzeti, Menekşe Rengi

Aslıhan Yaşarlar tarafından tarihinde yayınlandı

8 Mart Kadınlar günü vesilesiyle yazı yazmadım bu sene. Çünkü; ana/bacı olmak üzerinden kadına değer biçen “güya kutlama” mesajlarınızı okumakla çok meşguldüm.
Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun…. Mevzuu bu kadar işte. Ama bunu bile yazmak zulüm geliyor. Ölür müsün yılda bir gün bu netlikte bir tebrik yapsan. İlla laf dolandırılacak. Kadın yine edilgen olacak. Ne zaman küfür olmayan cümlelere özne olabileceğiz? Ana bacı, çiçek böcek edebiyatı her yerde vıcık vıcık.
Ama sabah sabah katıla katıla güldüğüm ve bugün mottolarım arasına eklediğim bir mesaj günümü aydınlattı. Diyor ki Jbid Arsenyan- “Kadın Kadındır. Çiçek Babandır!.” Tanımam etmem kendisini, hani arkadaşıma kıyak filan sanmayasın. Güzel demiş işte.
Gerçekten sayfalarca yaz. Kadın hakkı nedir, insan hakkı mevzuu bahis, ayrımcılığın her türlüsü filan filan parçala kendini inan bu kadar net anlatamazsın.
Sadece erkeklere değil atarım. Sabahtan beri hatun kişiliklerle olan whats app grupları facebook cicişimcikleri filan sürekli analık, evdeki hizmetçilik ve yatakta emanuelcilik üzerinden dünya mesaj var. Nazikçe teşekkür eşliğinde cevap versem de içimde çığlıklar devam ediyor elbette. İlla kendi değerimizi birileri ya da bir şeylerle kıyaslayarak, çekilen acılar, zorluklara göğüs germeler üzerinden yapmamız gerekiyor ki anlaşılsın. Bırak anlaşılmasın.
Ben cidden Allah’ın sevgili kuluyum sanırım. Zaten olması gereken bir eşitlikte, aşkta, insan üstü bir adil ve zeki bir adamla hayatımı idame ettiriyorum. Bu kadar şanslı olmasaydım da (ki sırf şans olduğuna inanmıyorum seçim de önemli) bir sorardım arkadaş bu mudur benim insanlığım diye. Sırf çişimi yaparken pisuvar kullanamıyorum da illa oturmam gerekiyor diye şiddet gösterme bana, ben çiçeğim, çocuğunun anasıyım, bacın da yok mu gibi gibi…. yalvarmak mı gerek birilerine” diye.
Yuh, cidden ve de en derinden.
Tatlım: kadın, insan işte. İsterse doğurabiliyor, anaçlık koruma kollama konusunda penisi olan vücutlara göre 1-0 önde. O güzel memişlerle bir insan yavrusunu 2 yıla kadar doyurabiliyor. Eee…? Bunlar için mi saygı duyulacak illa. Herkes aynı değil ki arkadaş. Penisli şahsiyetlerde de yok mu zayıfı/güçlüsü, sakallısı/kösesi. Bu neyin kavgasıdır?
Üstelik en özgüveni düşük erkek bile buralarda kendinde güç buluyor yorum yapmaya. Sonra analarımız bacılarımız edebiyatı ile sözde kadın hakkı savunuyor yılda birkaç gün. Doğuruyor, büyütüyor acılarda kıvranıyor filan gibi edebiyatlar. Arkadaş bazı kafalar yakamızdan düşse bizim zaten bunlarla bir problemimiz yok. Kralını yapıyoruz, sen canını sıkma. Benim kadınlığımdan da kendine reklam malzemesi yapma. Gölge etme yeter kısacası.
Senelerce Orta Doğu ile çalıştım. Bilindiği üzere bizdeki ataerkillik orda “eğilim” sayılmıyor. Zaten “normal düzen” bu. Sene 2013. En dış kapının mandalı bir genç var sahnede. Olaya, işe, profesyonelliğe o kadar uzak ki adını hatırlamıyorum düşün. Hiyerarşi, korku vb bilemem artık adına ne dersen de; normalde günaydınıma 3 kez yutkunup desturla cevap veriyor. Yorucu bir fuar süreci bitti. Çıktık fuar alanından, metroya yürüyoruz. Hava sanırım 42 derece filan, sabrım ise eksi 42’lerde. Yaktım sigaramı. Beni bağlamaz çünkü Arap ülkesi filan. İçeçecek miyim, içeceğim. Bana zararı var. Ne kimseye saygıya konudur, ne de kadınlığıma lekedir. O günaydını üç yutkunmada söyleyebilen özgüven yoksunu kişilik dile geldi. Sırf testosteronun kendisine verdiği yetkiye dayanarak dedi ki Madame Asli hanımlara yakışmıyor sigara, içmeseniz iyi olur.
Haha… Sen bu sayfada olduğuna göre az buçuk beni tanır oldun artık. Tahminin o çocuk hayata veda etti değil mi? Yok vallahi yaşıyor. Sıkmadım ümüğünü. İçimden dedim ki nefes almak da sana yakışmıyor. Ama dillendirmedim. (Yoksa İngilizcem müsait, derim yani:) Dedim sana da yakışmıyor ama boş verrrrrr, hak ettik ikimizde bu yorgunluk hediyesini, gel boş verelim. Bu akşam da güzel görünmeyeliverelim. Beğenmeyen beğenmesin.
Bak bu hormonlar hep kadının hamilelik döneminde konuşuluyor. Arkadaş, konuşsana testosteronun getirdiği hadsizliği. Hamilelikte hormonlarla hatunun duyguları alt üst oluyormuş filan filan. Doğrudur eyvallah da, hamilelik dediğin maksimum 9 ay 10 gün. Testosteron denen meretin verdiği kafa kimi erkekte her daim mevcut, onu napalım?
Sana mı kalmış bana ne yakışıp yakışmadığı. Nerede ne giyeceğim, nerede ne yiyeceğim içeceğim, dudağımı ne renge boyayacağım? Baş örtüsü bile yıllardır hep erkekler tarafından tartışılıyor. Sana ne muhterem? Ben senin giydiğin boxer mı, slip mi karışıyor muyum? Ya da o çirkin gömleğinin yakasını böğrüne kadar açıp, koltuk altı kokularını boynundaki çirkin kolye eşliğinde etrafa saçmana karışıyor muyum? Daha da saçmalayan versiyonları var. Mesela benim kıyafetim üzerinden kocan ne diyor bu duruma yorumu yapan kafalar var. Onları hiç anlatmayayım. Neresinden tutsan dökülüyor. Benim giyimime kendisinin karışması bir kenara, kocamın karar vermesi gerektiğine inanıyor, o karışmadığı için de ona alttan alta laf sokuyor. Güzel kafa değil mi? Neyse buraya girersem çıkamam. Diyemiyorum onun daha önemli işleri var, senin gibi el alemin kıyafetiyle de, benimkiyle de uğraşacak kadar boş gezenin boş kalfası değil diye.
Kadın hakları da kadın hakları. Konu bu değil tatlım, onun adı insan hakkı!
Özgecan kuzucuğun arkasından ağlarken yazmıştım. Hala aynı fikirdeyim. Bu mevzuu kadın erkek mevzusu değil. Gücün yetiyorsa istediğini alır, üstünlük kurarsın meselesi. Kısaca kadın olduğun için değil fiziksel gücünle ona mukavemet gösteremediğin için şiddete maruz kalabiliyorsun bu ülkede. Sadece başka takımın formasını giydi diye oğlum veya eşim de gücü yetmezse kurban olabilir. Sorun İlla tecavüz olmak zorunda değil. Ezilebilirsin, tutsak olabilirsin, dayak yiyebilirsin.
Neden mi? Çünkü tek akıllı bizmişiz gibi trafikte emniyet şeridini kullanıyoruz, kırmızı ışıkta geçiyoruz. Devlet dairesinde kuyrukta beklemeyip İhsan dayım selam gönderdi diye öne geçiyoruz.
İster sıra olsun ister cinsel zevk, ister takımına lanet ettirmek; güçlüysen kazanırsın buralarda. Deme hiç “ben o ışıkta geçtim diye mi bunca şiddet” diye. Kusura bakma ama evet. O da hak/hukuk, diğeri de.
Şiddeti, haksızlığı, hukuksuzluğu önle sen önce. Kadını, kedi yavrusu gibi kollamana gerek kalmaz o vakit.
8 Mart Motivasyonu ve Östrojenimin bana verdiği yetkiye dayanarak atara bağladım bugün.
Kadınlar çiçektir geyiğine girenin polene alerjisi vuku bulsun, klorofillerde boğulsun da yeşile doysun, menekşe diye tuttuğu zakkum olsun dilerim.
Hadi kal sağlıcakla….


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir