Mavi Kod, Kedi, Mojito Ne Ola Ki?

Aslıhan Yaşarlar tarafından tarihinde yayınlandı

Mavi Kod, Kedi, Mojito Ne Ola Ki?

Bundan sanırım 4 sene önceydi. Muhteşem bir otelde muhteşem bir tatil sezonunun son gecesi sol bacağım tatlı tatlı kaşınmaya başladı. Muhteşem otel derken en yıldızlısından, en kuytu köşe sevişileninden, siyah kırmızı ve yeşilin aynalarla oynaştığı bir otelden bahsediyorum. Bildin mi? Mojito (mohito diye okunur) ve kedi ne alaka deme işte, sabret de oku. Pişmiş tavuğa da sarımsak sorsan, ne alaka der ama bilse başına geleceği.

Ben de herhalde sinek buldum bu muhteşem cennette, helal olsun sivrisineğe deyip geçtim. Sabah saatlerinde bacak komple kızarıp tatlıdan öte ağlatırcasına kaşınıp yanmaya başlarken oğlum 3.5 yaşlarında. Tam da bu sebeple bebek nazına vurmayıp dimdik anne gururumla Mojito içerek serinledim. Kaşıntı kremi ile uçak saatine kadar avunmaya çalıştım. Neyse efenim. O seneden sonra biz herkesin tatile gittiği ve döndüğü günlerde cuma, arefe, Pazar vb uçağa, arabaya hatta bisiklete bile binmiyoruz. Lakin o dönem halen . Pazar günü istanbul’a dönen uçağa bilet almışız.

Havalimanına erken gittik. Bu arada benim iki bacak kırmızı davul. Benim tek derdim görüntümden ve yükselen vücut sıcaklığımdan ötürü salgın hastalık şüphesi ile uçağa alınmayabileceğim. Ne bileyim daha başlangıçta olduğumu. Uçak tam 1 saat 45 dakika rötarla kalktı. Bitti mi kaşıntım? Bitmedi. Uçaktan inerken yüzüm ve ellerim hariç her yerim kırmızı kabarcıklar ve şu an gülümsememe rağmen o an gözümden yaş gelecek kaşıntım zirvede.

Rötarlı filan geldik şehrimize. Oğlumu da doğurduğum çok hoş bir hastane havalimanına 7 dakika mesafede. Ben atlayacağız taksiye, bitti artık bakarlar bana, alırlar acımı kaşıntımı derken…… standart dışı bagaj kavramı var ya uçaklarda…. İşte o başa bela oldu. Oğlumun arabası bagajlardan tam 25 dakika sonra geldi. Hadi o da geldi, indik İstanbul. Ya temmuz ya haziran tam emin değilim İstanbul sağanakta. Bu mevsim böyle sağanak ancak cenabet camiye girersen görülür sanırım. Gök yarılmış yere doğru kanıyor. Biz parmak arası terlikler, 2 koca valiz, 1 bebek arabası, askılı bluzler, askılı tshirtler bindik ıslak ıslak taksiye. Hastaneye 7 dakika dedim ya. Bir ambulans acil hasta alacak tek yön yolda. İnsem yürüsem 45 saniye hastane. Ama valizler ama oğlum ama eşim takside. Hadi bekledik tek yön yolda arkada birkaç araç ile ambulansın kalkmasını. Allah şifa versin dedik ambulanstakine. Sonra vardık hastaneye.

Tam acilden giriş yaptık doktora merhaba dedi. Doktor beni süzüp ne yedin ne içtin diye sordu haliyle. Mojito dedim safça. O da patlattı. Mojito ne ki? Hadiiiiiiiiiiiiiiiiiii. Zaten sabrım bitmiş, kredi hesap kullanıyorum. Mojito tarifi vermem bekleniyor. Bitti mi peki hayır bitmedi. Daha ben tarife başlamadan …………….alarm benzeri bir ses ayak seslerine karıştı hastanede. Doktor bir anda ışınlandı, yok oldu sanki. Sonra bankodaki görevli açıkladı Mavi kod anons edilmiş. Mavi kodda tüm personel işi gücü bırakır mavi kodlu hastaya bakarmış. Mavi kodda yaralanmalı bir vaka olurmuş. O arada baktım tshirti kan revan bir genç babasını sorup duruyor. Sanırım silahlı bir vakaymış. (Merak edenler vardır, hasta kurtuldu)

Bu arada ben artık bu son daha ne olabillir ki deyip doktoru beklerken …. Ufak çaplı bir patlama sesi duydum. O an başladım kendi Fatihamı okumaya. Sağ tarafıma kafamın yaklaşık 3 metre ötesine bir havalandırma kapağı düştü miyavvv diyerek. Kapak miyav der mi? Üstünde kedi varsa der. Hastane deniz manzaralı diyorum. Özel filan ya kedileri bile altlarında taşıtla uçuyorlar. Meğer havalandırmaya bir kedi girmiş o da en uygun yer benim kafamın üstündeki kapağı bulmuş. Kedinin ağırlığıyla kapak da aşağı salıvermiş kendini. Kedi Özgür benim ödümün sıvısı özgür….

Hikayenin tam burasında patlatsam kedi karaydı diye çok yakışır biliyorum. Ancak ne kedinin rengini ne boyutunu hatırlıyorum. Neyse hoşunuza gidecekse kara kedi varsayın siz.

En sonunda doktorum geldi. Mojito tarifi almaktan vazgeçip dayadı bana kortizonlu serumu. Çıktığı sırayla 30 dakika içinde vücudumdaki tüm kızarıklık ve şişlikler (doğuştan gelenler ergenlikte büyüyenler hariç) indi.

O gün bugün Mojito içemiyorum. Anlaşılan Mojito, Bloody marry gibi tatil keyiflerindeki bir bileşen ben de acayip keyifsizlik yapıyor, allerjim var.

Merak ettiysen söyleyeyim. Otel de tatil de muhteşemdi. Yine olsa yine giderim ama daha da Mojitoya el sürmem.

Eee işte bu da benim kombinim. Kedili, kortizonlu Mojito.

 

 


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir